çok fazla şey bloglayasım var, hiç bir şeyim yok yazacak… her şey birbirinin içine geçmiş, her şey aynı, her şey tekrardan, her şey farklı.
***
tek bir harfi duyunca durdu yerinde, daha önce de düşünmüştü aynı harfi ama bu sefer bakması gerektiği yerden baktı. her şey ortaya saçılmış önünde bekliyordu, kabul etti yaptığını, yapmaması gerektiğini, tüm apatikliğiyle. önündeki kollu canavarın tuttu kolundan, çekti aşağı, harflerini değiştirmek için. kolu öylesine çekmişti ki, duramadı bir türlü, döndü, döndü, döndü, döndü… oysa bekledi başında duracağı ana kadar. arkasından yaklaşan güvenlik görevlisi kaldırdı onu: “kapatıyoruz efendim”. görevlinin sesinde bile bir şaşırma vardı, o bile asla düşümemişti kapataklarını vegas’ın ortasındaki kumarhaneyi. ve bu kapanış sabaha kadar yaratılan bir dinlenme yalanı değildi, perdeleri tamamen çekiyorlardı bu sefer.
ama o duymadı bile görevi onu durdurmak olan adamı, tekrar tuttu o kolu. dönen harflerin arasından, yangından harf kaçırırcasına bir harf arıyordu, tek bir harf. kolu indirmek o an öylesine riskliydi ki, zaten durmayan bir şeyi tekrar döndürmeye çalışırsa ne yapardı o harfler, ona bakıp “yeter” mi derlerdi? yoksa yorgunluklarının farkına varıp dururlar mıydı, ona aradığı tek bir harfi göstererek?
***
hiç bir şey bloglayasım yok, çok şeyim var yazacak… her şey birbirinden kopmuş, her şey farklı, her şey ilk defa, her şey aynı.
